headerphoto

Telefonlara LCD Yansıtıcı Geliyor

_-_ Telefonlara LCD Yansıtıcı Geliyor _-_

Kore Times'in verdiği habere göre, Koreli bir şirket olan Iljin Display, ürettiği LCD Panel teknolojisi ile telefon ekranındaki görüntüyü, 7 inç boyutundaki bir alana tam renk kapasitesinde yansıtabilmemize olanak sağlayacağını açıkladı.

Video, resim gibi aktif kullanılan formatları destekleyeceği açıklanan cihazın, 0.24-inçlik bir genişliğe sahip olacağı belirtildi.


Samsung ve LG ile yakın ilişkisi bulunduğu belirtilen Iljin firması, LCD yansıtıcı projekötleri önümüzdeki yıl Nisan ayında piyasaya sunmayı hedeflemekte.

-_- Hitachi Maxell, 1TB'lık Disk Duyurdu -_-

Blu-ray, HD DVD derken bu alanda ses getirebilecek bir diğer projede Hitachi Maxell'den geldi.
SVOD( stacked volumetric optical disc ) olarak adlandırılan bu diskler, hacimsel olarak çok küçük alanlara yüksek veri sığdırabilmeleriyle dikkat çekiyorlar: 1TB kadar!

Polykarbonat yapıda olan SVOD diskler, bu yüksek kapasiteyi boyutlarına borçlular. 100 adet SVOD disk yanyana geldiğinde, sadece 6.5 x 13.3 x 16.1cm ölçülerinde yer kaplamakta ve 1 TB'ye tekabül edilen bir veri saklayabilmekte.

Kesintisiz güç kaynağı hayat kurtarır

ImageKesintisiz güç kaynakları temel olarak elektrik kesintilerinde ve voltaj frekans dalgalanması gibi düzensizliklerde bağlı bulunduğu cihazları koruma görevi üstlenir.

Özellikle bilgisayar kullanımında KGK, donanımının yanı sıra, yazılımları da koruyucu bir özellik taşıyor. Herhangi bir çalışma anında aniden kesilen elektrik nedeniyle herhangi bir işinizin yarım kaldığını ya da oluşan hataları gidermek için ne kadar emek ve para harcadığınızı düşünün. KGK kullanımı ile elektrik kesintilerinde veya düzensizliklerinde bilgisayarlarınızı çalıştırmaya devam edip uygulamalarınızı kullanabilir, işinizi tamamlayabilirsiniz.

Sadece elektrik kesilmesi bilgisayar kullanıcıları için sorun oluşturmaz. Şebeke voltajı Türkiye için 220 volt dense de aslında çeşitli sebeplerle bu gerilim artabilir, azalabilir, yani şehir şebekesinden her zaman düzenli olarak 220 voltluk gerilim alamayız. Fırtınalı havalarda elektrik direklerinin yıkılıp tellerin kopması, trafoya veya yakınlardaki bir elektrik kaynağına yıldırım düşmesi gibi doğal olayların yanında, sanayi bölgelerinde bulunan makinelerin çektiği yüksek akım, şebeke enerjisinde bozulmalara sebep olur. Elektrikle çalışan hassas cihazlarımız, örneğin bilgisayarımız, belirli toleranslar içinde kalan bozulmaları kabul eder. Fakat kabul edilebilir limitlerin aşılması ile birlikte bilgisayarlarımızda arızalar oluşması kaçınılmazdır. Bütün bu olumsuzluklarla karşılaşmamak için kesintisiz güç kaynağı kullanılmalıdır.

Imageİdeal bir elektrik şebekesinde, 220 volt’luk cereyan sürekli olarak mevcut bulunmalı, buna herhangi bir parazit karışmamalı ve voltaj değişmemelidir. Ancak ideal olan bu şebeke gerilimi ülkemizde hemen hemen hiç sağlanamaz. Evlerimizdeki elektrik prizleri sadece bilgisayarlarımız için değil diğer hassas elektronik cihazlar için de tehlike arz eder. Meydana gelen elektrik kesintileri ve voltaj düşmeleri bilgisayarlarımızın ve monitörlerimizin ömrünü kısaltır. Monitörlerimizde zaman zaman meydana gelen dalgalanmaların ve çizgilerin nedenini merak ettiniz mi? Bunun sebebi, genellikle şebeke cereyanındaki problemlerdir. Buradan bilgisayarlarımızın fişe takılı olduğu her dakika öngörülenden daha çabuk yaşlandığı sonucunu çıkarabiliriz. Vücudumuzdaki statik elektrik ile kolayca bozulabilen elektronik devrelerin, ani akım değişikliklerinden ve dalgalanmalardan nasıl etkilenebileceğini tahmin etmek zor değil. Kaliteli bir güç kaynağının kullanılmadığı makinelerde karşınıza çıkabilecek tek sorun elektriğin kesilmesi olmayacaktır. Elektrik kesilmeleri sadece gözle görülen taraftır, problemlerden bir tanesi de elektrik şebekesinden gelen elektriğin düzensizliğidir. Bu düzensizlik yüzlerce dolar yatırdığınız donanımızı görünürde hiçbir sebep yokken bozacak kadar tehlikeli olabilir.

KGK ya da UPS (Kesintisiz Güç Kaynağı - Uninterruptible Power Supply) olarak isimlendirilen donanımlar, kendilerine bağlı olan elektrikli cihazları, şebekeden gelen parazit ve dalgalanmalara karşı korur. Aynı şekilde elektrik kesintisi sırasında içindeki aküyü devreye sokarak size kesintisiz çalışma imkanı sağlar. Burada önemli bir noktayı tekrarlamakta fayda görüyoruz; kesintisiz güç kaynaklarının asıl görevi, cihazınızın kesintiye uğramadan, güvenli bir şekilde
kapatılmasına olanak sağlamak ve şebeke geriliminden doğabilecek her türlü tehlikeye karşı donanımızı korumak olmalıdır.

Dikkat edilmeli

Topraklama şart
Elektrikli cihazların topraklanması son derece önemlidir. Cihaz içerisinde oluşan bir elektrik kaçağı çok kötü elektrik çarpmalarına hatta ölüme sebep olabilir. Düzgün topraklanan bir cihazda ise şase ile tenimizin temas etmesi durumunda devre en kısa olan yoldan yani topraklanan alandan akacak, hayatımız kurtulacaktır. Öte yandan evinizde düzgün çekilmiş bir toprak hattı bulunmuyorsa alacağınız KGK’nın düzgün çalışması için mutlaka bu sorunu halletmeniz gerekir. Kesintisiz Güç Kaynakları fazla elektriği yok etmek için toprak hattına ihtiyaç duyar.

Modem ve Network bağlantısı
Piyasadaki bazı KGK'larda standart güç kablosu girişlerinin yanında modem ve / veya ağ girişleri de bulunur. Bu sayede bilgisayarınız telefon ve ağ hattından (yıldırım gibi) gelen tehlikelere karşı da korunmuş olur. Satın aldığınız KGK’da böyle bir özellik bulunmuyorsa ayrıca satılan surge protector (ani gerilim koruyucu) adlı cihazları tercih edebilirsiniz.

Her KGK aynı değildir

Kesintisiz Güç Kaynağı seçerken konu hakkında en azından biraz bilginizin olması seçiminizin sağlıklı olmasını sağlayacaktır, çünkü KGK'larının özellikleri bakımından ciddi farklılıkları bulunur. Donanımlarınızı, zamanınızı ve emeğimizi korumak için acele etmemeli, bu türlerden kendinize en uygun olanı seçmelisiniz. İşte KGK çeşitleri:

Çalışma türlerine göre KGK'lar

Off-line: Basit ve ucuz bir KGK arayanlar bu seçeneğe göz atabilir. Bu ürünler bilgisayarınızı şebekedeki dalgalanmalardan korumayacak fakat elektrik kesilmelerinde devreye girerek en azından üzerinde çalıştığınız dokümanı kaydetmeniz için yeterli süreyi sağlayacaktır. Öte yandan bilgisayarınızın güç kaynağına güvenmiyorsanız bu tür KGK'lardan uzak durmanızda fayda var. Çünkü ülkemize özgü kronik gerilim bozuklukları, uzun vadede bir güç kaynağını rahatlıkla bozabilir. Bozulan güç kaynakları zaman zaman kendine bağlı donanımları da çalışmaz hale getirebiliyor.

Line-Interactive: Bu sistemler Offline ürünlerden daha güvenlidir. Line-Interactive prensibi ile çalışan KGK'lar kendilerine bağlı bilgisayarları doğrudan şebekeden gelen cereyanla besler, buna karşın voltaj düştüğünde ya da yükseldiğinde devreye girerek şehir gerilimini keser ve cihazları bünyesindeki akü ile beslemeye başlar. Böylece bilgisayarımız bazı tehlikelerden korunmuş olur. Düşük maliyetleri açısından tercih edilebilir ürünlerdir, fakat tam güvenlik sağlayan On-line sistemlerin yerini tutamazlar.

On-line Sistemler: On-line modeller için söylenecek ilk söz pahalı olduklarıdır. Fakat bu ürünler özellikle bilgisayarlar ve diğer hassas cihazlar için en uygun seçimdir. Bu tür KGK'lar sayesinde bilgisayarınız şebekeden tamamen izole edilir. Şebekedeki elektrik ile online KGK'nın aküleri şarj edilir, bu aküler de çeşitli filtreler yardımıyla bilgisayarınızı besler. Yani şebekede meydana gelebilecek tüm istenmedik durumlar on-line KGK'nın arkasında kalır.

Çıkış gerilimlerine göre

ImageKGK'lar ürettikleri elektriğin şekline göre de çeşitlendirilebilir. Teknik olan bu konunun detaylarına girmeden kısaca anlatmak gerekirse; piyasada bulabileceğiniz bir KGK; kare, sinus, modifiye kare (MSW, Modified Sign Wave) ve ya genlik modülasyonu (PWM, Pulse Width Modulation) dalga prensiplerinde çalışabilir. Sinus dalga çıkışlı sistemler, kullanılan en pahalı ve en sağlıklı enerjiyi üreten KGK'lardır. Şebeke gerilimi sinüs dalgaları biçimindedir. Bu tür dalgaları üretebilen KGK'larda alternatif akımın geçişleri son derece yumuşaktır. On-line sistemlerin çoğu sinüs çıkış üretir. En basit yapıya sahip KGK sistemlerinde ise kare dalga çıkışı kullanılır. Bu sistem zaman zaman bilgisayarlar üzerinde zararlı olabilmektedir. Diğerlerine göre daha gürültülü çalışan bu ürünlerin voltaj geçişleri serttir, bu yüzden elektronik cihazları zorlayabilir. Kare dalganın geçişlerindeki sertliği giderebilmek için alınan bazı önlemler sayesinde Modifiye veya Yalancı Kare Dalga (Modified Sign Wave) diye adlandırılan yeni bir sistem kullanılmaktadır. Yine aynı sebeplerden dolayı geliştirilen ikinci sistem de Genlik Modülasyonu (PWM, Pulse Width Modulation) yöntemidir. Bu yöntem de aküden gelen düz kare çıkışı düzeltir, fakat şebekeden gelen elektrikte herhangi bir fayda sağlamaz. Bütçeniz izin veriyorsa tercihinizi sinus dalga çıkışlı sistemlerden yana kullanmalısınız. Maliyeti düşürmek için ikinci tercihiniz sinus benzeşimli PWM KGK'lardan yana da olabilir.

Kaliteli bir UPS'te aranacak özellikler

  • Şebekedeki kesinti ve gerilim düşme sorunlarına çözüm getirmelidir.
  • Sürekli güç ve filtreleme sağlamalıdır.
  • Anlık aşırı gerilim yükselmelerini (peak) yok etmelidir.
  • Şebeke gerilimindeki gürültüleri (parazit) ortadan kaldırmalıdır.
  • Aşırı yüklenme ve akü zayışaması için koruma sağlamalıdır.
  • Gelişmiş modellerde mutlaka ağ üzerinden izlenebilme ve kontrol edilme özellikleri aranmalıdır. Uygun yazılımlar yardımıyla Novell, Windows NT, Windows95 / 98, MS-DOS, Unix ve IBM AS400 işletim sistemleri tarafından erişilebilen bir KGK, tercihen şu bilgileri rapor edebilmelidir; a) Giriş - Çıkış gerilimleri / Akımları, b) Yük yüzdesi, c) Akü ısısı / Yedekleme süresi, d) Ağ üzerinden veya otomatik kapama.

Akülere de dikkat

ImageKGK'ların içinde kullanılan akünün kalitesi de ürünün maliyetini ve kalitesini doğrudan etkiler. Kesintisiz güç kaynaklarında üç çeşit akü kullanıldığı görülüyor. Birincisi kurşunlu sulu akülerdir. Otomobil ve diğer taşıtlarda kullanılanlardan fazla farkı olmayan bu ürünler bakım gerektirdiği için kullanışlı değildir. Çeşitli aralıklarda su eklemek gerekir, zararlı gazlar çıkardığı için kapalı yerde kullanılması sağlığa zararlıdır. İkinci tip aküler olan kurşunlu kuru aküler ise bakım gerektirmez. Sulu aküye göre, insan sağlığını daha az tehdit eder. Ömrü NiCd akülerin yarısı kadardır. KGK'larda kullanılan depolama seçeneklerinden bir tanesi de NiCd bataryalardır. Bu bataryalar hızlı dolma ve deşarj olma yetenekleri sayesinde son yıllarda tercih edilir oldular. Ni-CD aküler bakım gerektirmezler, ayrıca oldukça uzun ömürlüdürler. Uzun süre boş kalabilirler, fakat yarı dolu halde kalmaları durumunda zarar görebilirler. Bunun yanı sıra Ni-Cd aküler, uygun şekilde imha edilmedikleri takdirde çevreyi kirletirler. İçeriklerinin suya veya gıdaya karışması durumunda canlıları zehirleme riski çok yüksektir.

Bir KGK ne kadar güçlü olmalı?

Bu sorunun cevabını tabii ki ihtiyacınıza göre değişecektir. 350 Watt’lık güç kaynağına sahip güçlü bir bilgisayarınız ve 17 inçlik monitörünüz olduğunu varsayalım. Herhangi bir terslik olduğunda bilgisayarınızın çalışmaya devam etmesini istiyorsunuz. Bu listeye karanlıkta kalmamanız için gereken bir ışık kaynağını da ekleyelim. Şimdi bu cihazları besleyecek bir KGK'nın sahip olması gereken minimum VA (volt-amper) miktarını bulacağız. Yaklaşık volt-amper değerini bulmak için iki kuraldan birini uygulayabilirsiniz:

Cihazınızın amper değerini biliyorsanız bu değeri şebekeden gelen volt değeriyle çarpmanız gerekir. Yani amper x 220 volt = volt-amper (VA). Watt değerini biliyorsanız, uygulayacağınız formül: watt x 1.4 = volt-amper olmalıdır. Bu formülleri ihtiyacımıza uyguladığımızda
Bilgisayarımızın 350 watt güç kaynağı x 1.4 volt = 490 VA ihtiyaç
17" monitor için 120 watt güç kaynağı x 1.4 volt = 168 VA ihtiyaç
Flüoresan aydınlatma için 0.2 amper güç kaynağı x 220 volt = 44 VA ihtiyaç
Toplam ihtiyacımız 702 VA...

Yani alacağımız KGK'nin besleme ünitesi 702 VA'den güçlü olmak zorundadır, 800 VA'lik bir KGK seçmek uygun olabilir. Eğer bu işlemler sonucunda bulacağınız güç değeri 10 kVA (10.000 VA)'dan büyükse iki veya üç fazlı şebeke bağlantısı kullanmanız gerekecektir. Bu durumda KGK üretimi yapan bir firmaya veya bir uzmana  danışmanızı tavsiye ederiz.

UPS seçiminde dikkat edilecek noktalar

  • Giriş gerilimi değişim aralığı
  • Çıkış gerilimi sürekliliği
  • Aşırı yüklenme koruması
  • Kısa devre koruması
  • Şebeke gürültüleri izolasyonu
  • Yüksek güvenilirlik ve düşük arıza
  • UPS çıkış gücü
  • Destekleme süresi
  • TÜV, UL, EMI, FCC uyumluluğu
  • Büyük üretici firma ve sürekli servis
  • Yerli üretim ise TSE, ithal üretim ise, ISO 9001 vb. kalite belgelerini mutlaka arayın
  • Akü tercihlerinizi uzun ömürlü (10 yıl gibi) seçeneklerden yana kullanın.

Ne kadar dayanabilir?

ImageKGK'nın sahibi olduğunuz donanımı ne kadar süreyle besleyebileceğini amper-saat (Ah) değeriyle öğrenebilirsiniz. Bu değeri bulmak için, KGK'nın içindeki akünün kapasitesini ve KGK'ya bağlı cihazların ne kadar elektrik harcadığını bilmek gerekiyor. Örnek olarak ele aldığımız sistemin ortalama 320 watt güce ihtiyacı olduğunu varsayalım. KGK'nın aküsünün de 36 volt olduğunu farz edersek; 320 watt / 36 volt = 8.8 amper-saat diye bir hesap yapılabilir. Böylece 4 Amper/saatlik bir akünün, sisteminizi yaklaşık bir saat boyunca çalıştırabileceği sonucunu buluyoruz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken bir konuyu belirtmekte fayda var. Elektrik kesildikten sonra KGK aktif hale geçtiğinde, fazla yük çeken cihazları açmamanız gerekiyor. Çünkü bu tip cihazlar çalıştırıldıkları birkaç saniye içerisinde normalden daha fazla akım çekerek sistemin devre dışı kalmasına sebep olabilir.

KGK satın alırken
• Bir KGK almadan önce mümkünse, mağazadaki görevlilerden ürünü bir kez çalıştırmalarını isteyerek, çalışırken çıkardığı gürültüyü dinleyin. Bir KGK'nın devre tasarımı ve ses yalıtımı ne kadar iyi ise o kadar az gürültü çıkaracaktır. Konuyla ilgili yapılmış ölçümleri, ilgilendiğiniz modelin teknik  özellikleri ile birlikte ilgili broşürlerde Desibel (db) cinsinden bulabilirsiniz.
• Ürün aşırı yüke, kısa devreye, aşırı sıcaklığa, giriş gerilimi hatalarına karşı korumalara sahip mi? Şrma ne gibi garantiler veriyor? Bu soruların cevapları firmanın ürünün arkasında olup olmadığını anlamanıza yardımcı olabilir.
• Ürünün sahip olduğu akünün yeniden dolum süresi, günde birden fazla defa yaşayabileceğiniz elektrik kesintileri açısından önemli bir noktadır.

Web siteniz için 25 ipucu

 

B ir web sitesi yaparken genelde site içeriğini hazırlama aşamasını uzun tutar, yayınlama aşamasını ise pek önemsemeyiz. Oysa web yayıncılığının temel ilkeleri, amatör bir siteyle profesyonel bir siteyi birbirinden ayıran en önemli etkenlerdendir. Sitenizi web'e yerleştirirken bilmeniz gereken 25 ipucunu sizler için derledik.

01

İki basamaklı FTP

Web editörlerinin pek çoğu sitenizi doğrudan yayınlama özelliğine de sahiptir, böylece değişikliklerinizi doğrudan web sitenize aktarabilirsiniz. Fakat yayınlamadan önce değişikliklerinizi kontrol etmek istiyorsanız, web editörünüzü sayfalarınızı sabit diskinize kaydedip tarayıcınızda açacak şekilde ayarlayın.

02

ASCII FTP

FTP aracılığıyla HTML sayfalarınızı (veya CSS ve ****** dosyaları) aktarırken ASCII modunda aktardığınızdan emin olun, böylece satır araları doğru kullanılmış olur. Aksi halde bir sürü kısa satır veya upuzun tek bir satırla karşılaşabilirsiniz. Grafiklerin, seslerin, EXE dosyalarının ve Notepad ile açamayacağınız her şeyin binary modunda gönderildiğinden emin olun. Çalıştığınız her dosya uzantısı için gerekli transfer modunu bir kez ayarlarsanız daha sonra elle değişiklik yapmanız gerekmez.

03

Pasifleşin

Web sitenizi işyerinizden upload ediyorsanız ve ofisinizde geniş çaplı bir güvenlik duvarı (firewall) kullanılıyorsa, sunucunuza erişebilmek için pasif modda bağlanmanız gerekebilir. FTP programınızın bağlantı ayarlarını bunu otomatik yapacak şekilde ayarlayın ki her seferinde değiştirmenize gerek kalmasın.

04

Otomatik yayın

Otomatik olarak web sayfası oluşturan programlar sadece web editörleri değildir; bunu Excel'le de yapabilirsiniz. İstediğiniz hücreleri seçin, Dosya > Web Sayfası Olarak Kaydet'i seçin ve seçiminizi gösteren radyo düğmesine basın. Temel Excel kontrollerinin sayfada yer alması için ‘Etkinlik Ekle'yi seçin ve Yayımla'ya tıklayıp ‘Bu sayfa her kaydedildiğinde otomatik olarak yeniden yayımla'yı işaretleyin. Böylece dosyayı her güncellediğinizde upload etmeniz için bir web sürümü de hazır olacaktır.

05

Sürükle ve bırak

Hiçbir FTP programı kurulu olmayan bir sistemden FTP sunucunuza ulaşmanız gerekebilir. Basit işlemler için yeni bir FTP programı kurmak yerine Internet Explorer'ı kullanabilirsiniz. ftp://ftp.websiteniz.com/ şeklinde FTP adresini yazın ve kullanıcı bilgilerinizi girin. Kullanıcı bilgileriniz sorulmadan anonim kullanıcı girişi yapılıyorsa, ftp://kullanıcı@şifre:ftp.websiteniz.com şeklinde giriş yapabilirsiniz. Fakat bu durumda şifrenizin adres satırında görüneceğini unutmayın. Bu pencerede tıpkı sabit diskinizdeymiş gibi dosyaları yönetebilirsiniz. Yüklemek istediğiniz dosyaları sürükleyip pencereye bırakmanız yeterli. Tüm tarayıcı pencerelerinizi kapattığınızda oturum da kapanmış olur.

06

Günlük tutun

Sitenizi güncellemenin en kolay yollarından biri de web günlüğü (blog) hesabı kullanmaktır. Çünkü günlüğü sayfanıza bir kez adapte ettikten sonra web'e erişebildiğiniz her yerden güncelleme yapabilirsiniz. Bir web günlüğü sahibi olmak için www.blogger.com veya www.livejournal.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

07

Doğrulayın

ImageWeb sayfalarınızı kendiniz kontrol ettikten sonra bir kez de http://validator.w3.org/ adresindeki W3C DoğrulamaHizmeti'ni kullanarak kontrol edin. Bu hizmet sayfalarınızın standartlara uygun olmadığını belirlemenize yardımcı olur.

08

Renkleri görün

Size şaşırtıcı gelebilir ama sandığınızdan çok daha fazla renk körü internet kullanıcısı var. Web sitenizi nasıl gördüklerini merak ediyorsanız sitenizi http://colorfilter.wickline.org/ adresindeki ‘Renk Körü Web Sayfası Filtresi'nde inceleyebilirsiniz.

09

Sahip olduklarınızı bilin

Web sunucunuzda çalışması gereken ******'ler kullanacaksanız, sunucunuzun gerekli dili (Perl, ASP, PHP vs.) desteklediğinden emin olun ve bunları nasıl kullanabileceğinizi öğrenin. Perl ve PHP ******'leri için bazı dosyalarda CHMOD değişikliği yapmanız gerekebilir, karmaşık bir ******'le çalışmaya başlamadan önce tüm bunlar için yetkiniz olup olmadığını öğrenin.

10

Boyutunuzu seçin

Herkesin aynı ekran çözünürlüğünü kullanmasını veya tarayıcı pencerelerinin ekranı kaplamasını bekleyemezsiniz. Bu yüzden web sitenizi farklı çözünürlüklerde test etmeniz gerekir. Web editörünüzün tarayıcı pencerelerini istediğiniz boyutta açma gibi bir özelliği yoksa, http://www.dqsd.net/ adresinden indirebileceğiniz Quick Search Deskbar ile pencereleri belli boyutlarda açabilirsiniz.

11

Varsayılanları kullanın

ImageÇoğu web sunucusu dizin adını yazdığınızda otomatik olarak INDEX, MAIN veya DEFAULT adlı .htm  veya .html uzantılı bir sayfayı yükler. Böylece dizinleriniz için daha kısa adresler kullanabilirsiniz. Yine de her dizinine bir varsayılan sayfa koymayı unutmayın, çünkü bazı web sunucuları varsayılan sayfası olmayan dizinlerin tüm içeriğini gözler önüne serebilir.

12

Index'e bağlantı vermeyin

Index sayfanız yerine dizin adına link vermeniz daha sağlıklıdır, çünkü bazı tarayıcılar www.siteniz.com/kitaplar/ adresinin www.siteniz.com/kitaplar/index.html ile aynı olduğunu anlayamaz ve bu yüzden ziyaretçileriniz girmiş oldukları sayfaların renk kodlarını doğru olarak görmez.

13

Arama motorları

ImageArama motorlarının yardım sayfalarını inceleyin. Sayfalarınızın listelenmesi için neler gerektiğini öğrenin ve uygulayın. Google gibi bazı arama motorlarının arama sonuçları çok ince hesaplamalara dayanır, bu nedenle sitenizin sıralamadaki yeri sürekli değişebilir. Bunu fazla önemsemeyin. Zamanınızı arama sonuçlarıyla uğraşmak yerine sitenizi geliştirmek için harcayın. Tüm sayfalarınızın açıklayıcı bir başlığa sahip olduğundan ve TITLE etiketinin HEAD bölümünün başında bulunduğundan emin olun. Grafiklerinizin tümünü ALT etiketi kullanarak açıklamaya çalışın. Sayfalarınızda kullanacağınız META etiketleri önemlidir, fakat Google başta olmak üzere bazı arama motorları çok fazla suistimal edilen bu etiketleri dikkate almamaktadır. Yine de META etiketlerini doğru kullanın ve içeriğinizle ilgisi olmayan anahtar kelimelerden sakının.

14

Yapılanın

Tüm web sitenizin aynı klasörde  bulunması gerekmez. Dosyalarınızı doğru şekilde klasörlere ayırırsanız daha sonra yönetmesi kolaylaşacaktır. Böylece belli bir bölümde sorun yaşandığında doğru klasöre odaklanabilir veya sıkça güncellediğiniz bir bölüm varsa ilgili dosyaları daha rahat bir şekilde silebilirsiniz. Klasör yapınızı siteniz üzerinde çalışmaya başladığınızda oluşturun, çünkü yolun yarısına geldiğinizde dosya ve klasör isimlerini değiştirmeniz tüm linklerinizi de değiştirmenizi gerektirecektir. Üstelik arama motorları yeni sayfalarınızı keşfedene dek sitenizi arayanlara size ulaşamayabilir

15

Slash kullanın

Dizin adıyla biten tüm adreslerinizin sonunda bölme (slash) işareti (/) kullanmayı unutmayın. Slash'le bitmeyen www.siteniz.com/kitaplar adresini kullandığınızda tarayıcınız kitaplar adlı dosyayı ister, web sunucusu bu dosyayı bulamaz ve tarayıcının adresin sonuna slash ekleyip tekrar denemesini söyler. Bu işlemler otomatik olarak gerçekleşse de sayfanın yüklenme süresini uzatır, hatta bazı çok eski tarayıcılarda sayfa görüntülenemez.

16

Uyumlu olun

Web sunucunuzdaki dizin yapısı sabit diskinizdekiyle aynı olmayacaktır. Bu yüzden linklerinizde sabit diskinize ait tam dosya yolları kullanmaktan kaçının, dosyayı web sunucunuza yüklediğinizde bu linkler çalışmaz hale gelecektir.

17

E-posta adresinizi gizleyin

Ziyaretçilerinizin size ulaşabilmesi  için e-posta adresini sitenizde mutlaka belirtmeniz gerekiyor, fakat hiçbir koruma olmadan sitenize yerleştireceğiniz e-posta linki de spam robotlarına kolay lokma olacaktır. Bunun yerine e-posta adresinizi belirten bir grafiği JavaScript'le linklemeyi deneyebilirsiniz. Size ulaşmak isteyenler yine tek tıklamayla eposta gönderebilirler, fakat adresinizi ele geçirmek isteyen tarayıcıların işi çok zorlaşacaktır. Bu uygulamayla ilgili bilgi için www.joemaller.com/jsmailer.shtml adresini inceleyebilirsiniz.

18

Veritabanınızı hazırlayın

Web sunucunuzdaki veritabanınıza bilgisayarınızda olduğu kadar hızlı ve rahat şekilde veri yazamazsınız. Veritabanınızda bulunması gereken veriler fazlaysa, bunları kendi bilgisayarınızda hazırlayın ve daha sonra veritabanı sunucunuza gönderin.

19

Kısa mı uzun mu?

Web sayfası dosyalarınızın uzantısı olarak .html ya da .htm kullanmanız herhangi bir fark yaratmaz. Çünkü günümüz tarayıcıları her türlü uzantıyı sorunsuz olarak okuyabiliyor. Yine de çok uzun, boşluk ve Türkçe karakterler içeren dosya isimleri kullanmaktan kaçınmalısınız.

20

Harflerinizi küçültün

Birçok web sunucusu Unix veya Linux tabanlı bir işletim sistemi üzerinde çalışır. Bu sistemlerde dosya isimleri büyük - küçük harflere duyarlıdır. Yani PCnet.JPG adlı bir dosya yükler ve pcnet.JPG adresine bağlantı verirseniz resmi göremezsiniz. Karışıklığı önlemek için her zaman küçük harfleri kullanmanızı öneririz.

Hosting seçenekleri

21

FrontPage uzantıları

FrontPage uzantıları (Extensions) tek satır kod yazmanıza gerek kalmadan sitenize ziyaretçi defteri, arama motoru, form gibi özellikler eklemenizi sağlar. Bu özellikleri kullanmak istiyorsanız hosting sağlayıcınızın FrontPage uzantılarını desteklediğinden emin olun.

22

Bant genişliği

Sınırsız bant genişliği sağladıklarını iddia eden sitelere inanmayın. Her şeyin bir sınırı vardır. Bu sitelerin sözleşmelerini dikkatle okuyun, fazla bant genişliği kullanırsanız hesabınızı kapatabilir veya daha fazla para talep edebilirler. 20 bin sayfa izlenimi için ortalama 500 MB bant genişliğine ihtiyacınız olacağını unutmayın.

23

Yedekleme

Bazı hosting sağlayıcılar bunu tüm müşterilerine sunsa da, genel olarak siz talep etmedikçe dosyalarınız yedeklenmeniz. İşinizi garantiye alın ve sitenizin güncel bir kopyasını her zaman sabit diskinizde saklayın.

24

Veritabanı seçimi

Siteniz için küçük bir veritabanına ihtiyacınız varsa Access veya ODBC kullanmayı düşünebilirsiniz. Daha detaylı sistemler için MySQL, SQL Server veya ASP.NET kullanmalısınız. Genelde Linux tabanlı sunucularda MySQL, Windows tabanlı sunucularda SQL Server kullanılır.

25

İstatistikler

ImageSite istatistiklerinize nasıl erişebileceğinizi öğrenin. Hosting sağlayacınızın böyle bir hizmeti yoksa bedava bir sayaç servisinden yararlanabilirsiniz. Sayfalarınızı kaç kişinin ziyaret ettiği, hangi sayfalara baktığı, hangi arama motorundan geldiği gibi bilgiler sizin için önemli olmalı. İstatistiklerinizi inceleyerek sitenizin ziyaretçi profilini kolayca çıkarabilirsiniz.

  .

Ekran kartlarının performans kriterleri

Ekran kartlarının performans kriterleri  
Yazar: Gürhan "fgurhanf" Fakıoğlu   
Cumartesi, 05 Mayıs 2007

Günümüzde ekran kartları bilgisayar donanımları arasında en hızlı gelişen ve en hızlı eskiyen parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Durum böyle olunca ekran kartı almak daha da büyük bir özen istiyor. Dahası kullanıcıların aklını karıştıran onlarca değişik terim de bu zorluğa katkı yapan bir etmen olarak karşımıza çıkmakta. Kullanıcılar bütçelerine en uygun fiyatta en performanslı kartı seçmekte çok zorlanıyorlar. Peki ekran kartlarında asıl performans kriteri nedir? Kartların fiyatlarının 50$ ile 750$ arasında olmasına ne neden oluyor? Bu yazımızda hep beraber inceleyelim.

Öncelikle temel olarak ekran kartlarını oluşturan ve performansa etki eden parçalara bir göz atalım.

  • Bellek miktarı
  • Bellek hızı
  • Grafik işlemcisi
  • Veri yolu ( Bellek arabirimi )

Bellek Miktarı

Ekran kartlarında kullanılan bellek günümüz satış stratejisinin temelini oluşturmaktır. Tüketicinin aklına “yüksek bellek miktarı yüksek performanstır” cümlesinin oturması maalesef ekran kartlarının performansı konusunda kullanıcıları büyük yanılgılara düşürebilmektedir. Grafik belleği ekran kartı üzerinde grafik işlemcisinin görüntüyü yaratabilmesi için, işlemesi gereken verilerin depolandığı yer olarak tanımlanabilir. Kısacası Bir bilgisayarda sistem belleği yani RAM ne işe yarıyor ise ekran kartı belleği de aynı görevi üstlenmektedir. Peki, bilgisayarı alırken en çok dikkat edilen parça nedir? Listemizi oluştururken ilk sırada genelde hangi donanım yer alır? Elbette ki işlemci. O zaman neden ekran kartları için grafik işlemcisi üzerinde bu kadar durulmuyor? Bilgisayarınızın çok hızlı olması için çok miktarda bellek mi alırsınız yoksa iyi bir işlemci mi alırsınız? Elbette ki işlemci tercih edersiniz. Grafik kartlarındaki durum da bundan pek farklı sayılmayacaktır. Bellek miktarı önemli olmakla birlikte, arttıkça performansa getirisi azalmakta hatta hiçbir katkısı bulunmamaktadır. İş yükü bu noktada o belleği yönetmek ve doldurmakla görevli grafik işlemcisinin üzerindedir. 1024x768 piksel ebatlarında ve 16 bit renk derinliğindeki bir görüntü yaklaşık olarak 1.5 MB yer tutuyor ise giriş seviyesindeki bir ekran kartında 512mb bellek kullanımının performansa ne kadar bir katkısı olabileceğini sizler tahmin edebilirsiniz.

Bu noktada konunun daha kolay anlaşılması için bir örnek hikâye yaratılabilir.
Sürekli kullanılan bir depomuz olduğunu düşünelim. Deponun etkin ve verimli kullanımı için gerekli olan nedir? Depo büyüklüğü mü? Yoksa çalışan işçi sayısı mı? 1000m2’lik çalışma alanımız olduğunu ama 10 işçiye sahip olduğumuzu düşünürsek, zaten depomuzun büyük bir kısmını kullanamayız, çünkü çalıştırabilecek iş günümüz, işlem gücümüz maalesef yok. Buna karşın 200m2 depo alanına ama 25 işçiye sahip olduğumuzu düşünelim. Deponun her cm2’si çok etkin ve verimli şekilde kullanılabilir. Bunu ekran kartlarına indirgersek, çok yavaş bir grafik işlemcisine sahip kartın 512mb ekran belleğine sahip olmasının pek bir anlamı yoktur. Çünkü o bellek etkin kullanılamayacaktır. O belleği dolduracak veriyi birim sn’de işleyebilecek güç yoktur. Buna karşın 128mb belleğe ama daha hızlı grafik işlemcisine sahip bir ekran kartı bellete ki daha fazla performans verecektir. Yüksek bellek miktarının ancak yüksek işlem gücü olan bir grafik yongası ile iyi işler yapabileceğini öğrenmiş olduk.

Bellek Hızı

Ekran kartı belleklerinin de normal RAM’lar gibi bir çalışma hızları vardır. Ne kadar hızlı çalışırlarsa o kadar yüksek performans sağlayabilirler. Grafik işlemcisi işlediği verileri çok daha hızlı şekilde depolar veya sevk eder. DDR,GDDR3 hatta son nesil kartlarda DDR4 belleklerin kullanılması grafik performansına doğrudan etki etmektedir. Günümüz grafik bellekleri 333mhz’den 1200mhz’e kadar farklılık göstermektedir. Tahmin edildiği gibi ne kadar yüksek çalışma hızı o kadar yüksek performans getirecektir. Bellek hızının yanında aynı sistem belleğin olduğu gibi gecikme süreleri de önem kazanmaktadır. Gecikme süresi işlemcinin bir veriyi bellekten almak istemesi ile aldığı an arasında geçen süredir diyebiliriz. Gecikme süresi ne kadar az ise grafik performansı o kadar yüksek olacaktır.

Grafik işlemcisi

Bu nokta performansa etki eden en önemli ayrıntılardan birisi olarak karşımıza grafik işlemcisi çıkıyor. Günümüzde en yaygın olarak iki tane üreticinin grafik işlemcilerinin kullanmaktayız. ATI ve Nvidia, çok farklı kategorilerde çok farklı ürünleri olan bu üreticilerin kafa karıştıran birçok modeli olduğunu görmekteyiz. Fakat aslında performansa bu işlemciler etki ediyor ise bu modelleri ve özelliklerini, yeri geldiğinde uzantılarını bilmemiz gerekiyor.

ATI cephesini çok genel bir tabirle şu şekilde sıralamak mümkün:
X1950, X1900, X1800, X1650, X1600, X1550, X1300, X1050, X850, X800, X700, X600, X550, X300, 9800, 9700, 9550, 9500, 9250, 9200, 9000, 8500, 7500, 7200, 7000

Nvidia ise;
Geforce 5,6 ve 7 serisi olarak iki aşamadan oluştuğunu söyleyebiliriz.
Geforce 5 serisi; 5200, 5500, 5600, 5700, 5900
Geforce 6 serisi; 6100, 6200, 6600, 6800
Geforce 7 serisi; 7100, 7300, 7500, 7600, 7800, 7900
Geforce 8 serisi; 8800 (dx10)

Ekran kartlarının grafik işlemcileri çok genel hatları ile bu şekilde sıralanmaktır. Yukarı yazmış olduğumuz kategoriler içerisinde da pek çok farklı ürün bulunmaktadır. Bu farklılığı da uzantılar belirlemektedir. ATI ve Nvidia cephesinde ekran kartları isimlendirilmesinde olduğu gibi uzantılarda da farklılık söz konusu.

ATI cephesinde ekran kartı uzantıları

HM: Hiper Memory anlamına gelen bu kısaltma yalnızca bazı modellerde mevcuttur. Ekran kartı belleğinin sistem belleği ile paylaşıldığı anlamına gelir.
LE: Light Edition, hafif sürüm anlamındadır. Aynı seri içerisindeki diğer kartlardan daha düşük performans gösterir ama daha hesaplıdır.
SE: Second Edition ise orijinal sürüme göre iyileştirmeler içerir. Nispeten daha fazla performans sunar.
PRO: SE sürümüne karşın biraz daha fazla performans sunan kartlarda yer alır.
XT: Çok daha yüksek bir performans göstergesidir. Pro serisinden daha iyi başarım verir.
XTX: ATI ailesindeki amiral kartlarının aldığı rütbedir.

Nvidia cephesinde uzantılar

TC: Turbo Cache anlamına gelen bu özellik ATI deki HM’nin aynısıdır. Paylaşımlı bellek kullanan kartları işaret eder.
XT: ATI cephesinin aksine özelliği kısıtlanmış fiyatı daha uygun hale gelmiş kartlarda kullanılan bir uzantıdır.
LE: Light Edition da hafif sürüm anlamındadır.
GS: Nvidia kartlarda aynı aile içerisinde özelliği yükseltgenmiş modellerde kullanılmaktadır.
GT: GS den daha fazla yükseltgenmeyi ifade eder. Performanslı kartların aldığı bir ektir.
GTX: Nvidia’nın en yüksek performans veren kartlarının hak ettiği bir rütbedir.

Şimdi birkaç örnek vermek ve pekiştirmek gerekirse;
Nvidia GeForce 6600 ekran kart ile 6600GT arasında nasıl bir fark vardır?
AtI Radeon X1600PRO ile X1600XT arasında nasıl bir fark vardır?
Yukarıdaki uzantılar açıklamalarından anlaşılacağı gibi Nvidia kartlarında GT olan kart daha yüksek performans verirken ATI de ise XT uzantılı kart yüksek performansa sahiptir. Grafik yongaları aynı olmasına rağmen uzantıların bazen ciddi performans farkı yarattıklarını unutmayalım. Ayrıca ekran kartı aileleri içerisinde genelde yüksek rakamla ifade edilen kart diğerinden daha performanslı diyebiliriz ama bu bazı noktalarda sorun teşkil edebiliyor. Her seriyi kendi içerisinde değerlendirmek kaydı ile bu geçerli olabilir. Geforce 6800GT Geforce 7300’den daha kötüdür diyemeyiz. Fakat 6 serisi veya 7 serisi içerisinde bu kıyas doğru olabilir. Grafik işlemcilerin modellerinden bahsettikten sonra birazda grafik işlemcisinin hızına deyinelim. Yukarıda modellerin tümü farklı grafik hızını sembolize etmektedir. Kısacası eğer model isimlerini öğrenerek bir sonuca ulaşamıyorsanız en azından grafik işlemcisinin çalışma frekansını kıyaslayabilirsiniz. Ne kadar yüksek çalışama frekansına sahip ise o kadar yüksek grafik performansına sahiptir. Böylece o bellek de o kadar etkin kullanılabilmiş olacaktır. Günümüz grafik işlemcilerinin hızları 200mhz ile 1ghz arasında olmakla beraber sıra dışı modellerde 1000mhz’de aştığını görmekteyiz.  

Veri Yolu

 Veri yolu kart üzerindeki bileşenlerin birbirleri ile etkileşim hızlarını belirler. Bit cinsinden ifade edilen veri yolu hızı ne kadar yüksek olur ise performansa katkısı da o kadar fazla olacaktır. Eski ekran kartlarında 64bit olan veri yolu günümüz standart kartlarında 128bit, performans kategorisinde ise 256bit’e kadar ulaşmıştır.

Her şeyden önce yukarıda bahsettiğimiz değişkenlerden başka performansa etki eden bazı ayrıntılar olduğunu unutmamak lazım. Örneğin Geforce 6 ailesi ile 7 ailesi arasında da vertex ve iş hattı sayıları açısından fark olduğu için performans farklıları daha farklı olacaktır.

Umarız bu çalışma ekran kartları seçiminde sizlere daha seçici olmanız konusunda yardımcı olacaktır.
Bol FPS’li oyunlar.

İlk doğal dört çekirdekli işlemci AMD'den geliyor

İlk doğal dört çekirdekli işlemci AMD'den geliyor  
ImageAMD, endüstrinin ilk doğal dört çekirdekli işlemcisini Ağustos'ta piyasaya sürecek. Genel kurumsal bilgisayarları enerji tasarruflu işlemcilere kaydırmaya öncülük yapan AMD, bugün yaptığı bir açıklamada "Barcelona" kod adlı Dört Çekirdekli AMD Opteron işlemcilerinin, standart ve enerji tasarruflu modelleriyle yaz sonuna doğru piyasaya sürüleceğini duyurdu.  Bu, AMD'nin bir işlemcinin çıkışı sırasında hem standart hem tasarruflu modelleri üreteceği ilk girişim olacak. 

AMD, "Barcelona" projesinin takvimini güncelledi ve ürünlerle ilgili ek bilgiler açıkladı.  AMD, işlemcilerin Ağustos 2007'de ticari olarak piyasaya sunulmasını, platform ortaklarının ise Eylül 2007'den itibaren sistemler geliştirmesini bekliyor.  Tek bir silikon kalıbında dört işlemci çekirdeğini barındıran ilk mikroişlemci olan Dört Çekirdekli AMD OpteronTM işlemcileri, mimarilerindeki üstünlük sayesinde performans ve watt başına performans alanında mevcut mimarilere büyük üstünlük gösteriyor, ancak buna rağmen mevcut AMD Opteron platformlarıyla uyumluluğunu koruyor.

Çıkışı sırasında 2,0 GHz'e kadar frekanslarda üretilmesi beklenen doğal dört çekirdekli işlemciler, 2007'nin dördüncü çeyreğinde hem standart hem SE (özel üretim) modellerde daha yüksek frekanslara ulaşacak.  Mevcut AMD Opteron işlemci nesliyle aynı termal aralıkta çalışmak üzere tasarlanan işlemcilerin, belirli veritabanı uygulamalarında %70'e, belirli kayar nokta uygulamalarında %40'a varan performans artışı sağlaması, daha yüksek frekanslı işlemcilerin ise bundan da fazla performans göstermesi beklenmektedir.

"Müşteriler, mutlak performansın yanında enerji tasarrufu ve watt başına performans üstünlüğü de beklemekteler.  İşlemcilerin geldiği bu noktada, daha fazla performans için daha fazla elektrik tüketimi, zorunluluk olmaktan çıkıyor," diyen AMD Sunucu ve İşistasyonu Birimi Başkan Yardımcısı Randy Allen, şöyle devam etti: "AMD, müşterilerden ve ekosistemden gelen talepler doğrultusunda düşük tüketimli ve standart tüketimli modellerin üretimini öncelik sırasına koymuştur, ayrıca doğal Dört Çekirdekli AMD Opteron işlemcimizin endüstride görülmüş en yüksek watt başına performans düzeyini göstereceğinden de emindir."

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->